Doğrusu Ceza mı?
- Nuray Can

- 17 Ağu 2019
- 3 dakikada okunur

Gelişen toplumlarda ebeveynler, çocuklarını yeni öğrendikleri bilgiler ışığında yetiştirmek ve geçmişten gelen kültürel öğretilerle yetiştirmek arasında gidip gelirler. Hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğunu anlamaya çalışırken çocuklarının öznelliğini gözden kaçırdıklarını fark ederler. Bu konulardan en çok tartışılanı ise “ceza uygulayıp uygulamama” konusu olmuştur. Ancak ceza dediğimizde bağırmayı ya da şiddeti kast etmiyoruz çünkü bunlar cezanın değil istismarın unsurlarıdır, aynı zamanda çocuğa onu sevmeyeceğini ya da sevmediğini söylemek gibi duygusal olarak çocuğu yıpratmak da istismarın unsurları içerisinde yer alır. Bu yüzden, Ceza nedir? Uygulanmalı mıdır? Gerekli midir? Ceza yerine alternatif uygulamalar var mıdır? Gibi sorulara birlikte cevap aramak doğru bir sonuca varmak için etkili olacaktır.
Ceza Nedir?
Yavuzer’e (1995, s. 94) göre ceza, çocukta gördüğümüz bir davranış bozukluğunu gidermek ve çocuğu istediğimiz yöne çekmek amacıyla uygulanan katı bir yöntemdir. Eğer bir davranış acı veren sıkıntı veya istenmeyen bir durum yaratıyorsa davranışın tekrar edilme sıklığı azalır. Burada iki tür cezadan bahsedebiliriz: Ortama hoşa gitmeyen bir uyarıcı eklenmesi ya da ortamdan hoşa giden uyarıcının uzaklaştırılması. Arkadaşına lakap takan bir öğrenciye kızmak birinci tür cezaya; teneffüse çıkmasını yasaklamak ise ikinci tür cezaya örnek olarak verilebilir.
Ceza Uygulanmalı mıdır? / Gerekli midir?
Buradaki en önemli konu, bizi ceza verme düşüncesine iten durumlar nelerdir? Ve bu durumlara ebeveynler olarak bizim katkımız nedir? Çocuk eğitiminde cezanın aklımıza geldiği durumlar; çocuğun sorumluluğunu yerine getirmemesi, olumsuz davranışlar sergilemesi, anne ve babasının sözünü dinlememesi olarak sıralanabilir. Sırayla örnek verecek olursak; çocuğun eşyalarını toplamaması, arkadaşlarına saldırgan tutum sergilemesi, çok fazla televizyon izlemesi ya da tabletle oynaması verilebilir. Çocuk bu davranışlardan herhangi birini yaptığında bağırarak, kızarak ya da herhangi bir ceza ile onun bu davranışı tekrarlamamasını isteriz. Peki bu davranışın tekrarlanmama olasılığı nedir? Bu tür tutumlar sergilemeden önce acaba bu olanlara bizim bir katkımız oldu mu diye düşünsek daha mı sağlıklı olurdu? Şimdi iki durumu da birer örnek ile inceleyelim: Çocuğunuzun çok fazla televizyon izlemesinden şikayetçisiniz, onu ara sıra uyarıyorsunuz ama bu tutumundan vazgeçmiyor. Çocuk izlese de izlemese de televizyon bütün gün açık kalıyor. Siz de aynı şekilde işten geldiğinizde ya da herhangi bir boşluk bulduğunuzda televizyonun başına geçiyorsunuz. Çocuğunuz yine bir sabah televizyonda çizgi film izliyor ve bunu görüyorsunuz:
1.Örnek: Yüksek bir sesle “sürekli televizyon izliyorsun, yeter artık” diyorsunuz. Çocuğunuz ise size bakıyor oflayıp puflayıp tekrar televizyon izlemeye devam ediyor. Öfkeleniyorsunuz ve televizyonun kumandasını çocuktan alıp kendi istediğinizi açıyorsunuz ve çocuğunuzun odasına gitmesini söylüyorsunuz. .Başka günlerde çocuğunuz tekrar televizyon izleme döngüsüne devam ediyor.
2.Örnek: Eşinizle birlikte bu konu üzerine konuşmaya başlıyorsunuz. Acaba neden bu kadar sık televizyon izliyor, bununla ilgili neler yapabiliriz diyerek birbirinizden fikir alıyorsunuz. Sonra fark ediyorsunuz ki televizyon izlense de izlenmese de sürekli açık. Hem siz de boş vakitlerinizi televizyon izlemek dışında başka bir aktivite ile değerlendirmiyorsunuz. Anlıyorsunuz ki boş zaman aktivitesi ile ilgili bir düzenleme yapma vaktiniz gelmiş.
Şimdi bu iki örneğe baktığımızda, bir tarafta suçu direkt olarak çocuğa atfetmeyip öncelikle düşünüp tartan bir ebeveyn modeli, diğer tarafta ise kendi tutumlarından habersizce direkt olarak çocuğa kızan bir ebeveyn modeli. Özellikle model diyorum çünkü, bu dönemde çocukların davranışları en çok model alma yoluyla şekillenmektedir. Yani kendi yaptığınız şeyleri çocuğa yapma demeniz çocuk için pek anlamlı olmayacaktır. Bu yüzden de bunu benimseyip uygulamasını çocuktan bekleyemeyiz.
İlk örnekte görüyoruz ki ceza (kumandanın alınıp çocuğun odasına gönderilmesi, çocuğa kızılması) uygulandığı halde çocukta istenmeyen davranış sadece o an ortadan kalıyor, davranışın tekrarlanması önlenemiyor. Çünkü çocuk davranışın sadece ebeveynleri tarafından istenmediğini biliyor ama neden istenmediği hakkında bir bilgisi yok. Hatta düşünüyor ki “madem bu kadar kötü bir şey neden evde televizyon var?” ya da “bu kadar kötü bir şey ise kendileri neden bu kadar izliyor?”
Ceza Uygulamayacaksak Ne yapabiliriz?/Alternatif Uygulamalar Nelerdir?
Aslında sık sık da bahsettiğim gibi “bu duruma ebeveyn olarak bizim katkımız nedir?” diye düşünmek bizi sorunun oluşumuna götürür. Peki nelere dikkat etmeliyiz, neler yapabiliriz?
Çocuğa verilen sorumluluk onun yaşına uygun olmayabilir.
Çocuğa verilen sorumluluk onun gelişimine uygun olmayabilir.
İstediğimiz davranışları kendimiz uygulamıyor olabiliriz , aynı şekilde istenmeyen davranışları da kendimiz uyguluyor olabiliriz.
İstediğimiz davranışları önce model olarak göstermemiz sonra birlikte yapmamız gerekir.
Yaptığı güzel davranışlar için takdir edilmeli.
Yaptığı yanlış davranışlardan dolayı ondan sevgiyi esirgemek yerine, bunun yanlış olduğunu, neden yanlış olduğunu anlatıp doğru olan şeklini söylememiz gerekir.
Çocuğun olumsuz, aşırı davranışlarının ardında birçok sebep olabilir. Çocuğu suçlamadan önce onun bu davranışı yapmasına sebep olan etmenleri tespit etmeye çalışmak etkili olacaktır.
Dengesiz ebeveyn tutumları (bir olaya bir gün kızıp başka bir gün kızmamak, annenin kızmayıp babanın kızması gibi) çocuğun ebeveynini ciddiye almasını engeller.
Çocuğun sosyal çevresi (akran grubu, akrabaları, komşular vb.) takip edilmeli, dikkat edilmeli.
Çocuğun izlediği filmler ya da diziler, oynadığı oyunlar bilinmeli, bunlara dikkat edilmeli.
Gerek ev ortamında gerekse okulda ahlaki davranış yönüyle model olabilecek seçkin insanların hayat hikâyelerinden örnekler çocuklarla paylaşılmalı, ahlaki gelişimlerine katkı amacıyla bu hikâyelerden bahsedilebilir.


Yorumlar